Uçan Kazdan Bile Hızlısın Ey Zaman 🦆



 

Hello. 23 Nisan'dan sonra uğramamışım buraya. Yani uğradım da, siz görmediniz ehehehe. Diğer bloglardaki yeni yazıları takip etmek için -pek yorum bırakmasam da- sık sık geliyorum aslında Köşe'ye. Ama pek yazasım yoktu son dönemde. Siz deyin üşengeçlik, ben diyeyim üşengeçlik+yoğunluk.

Yoğunluk derken, bazen iş değil de "duygu yoğunluğu" engel oluyor yazmama. Misal 2 Haziran babamın doğum günüydü. Ve bir gün öncesinde o kadar kötüydüm ki dokunsanız ağlayacak halde. Defalarca açıp kapadım bu sayfayı, yazayım atayım içimden, ağlayıp zırlayayım rahatlarım dedim, olmadı. Az önce blogundan geldiğim canım Behiye'nin dediği oldu galiba: Vazgeçmek kapıyı kapamak değil aslında, sadece eşiğinden çekilmek. Kapıyı kapamadım, ama defalarca eşiğe gidip geldim, aralıktan görünen babama baktım, o hüzünlü gülümsemesi yüzünde.

Geçen yıl son doğum gününü kutluyormuşuz meğer, bilmeden. Bilemeden. Kutlayamamıştık da zaten. Artık ağızdan beslenmesi iyice zorlaştığı için pasta falan alamadığımız gibi, midesine PEG denen bir şey (Perkütan Endoskopik Gastrostomi'ymiş açılımı, çok lazımsa eğer) takılacağı için bütün günümüz hastane koridorlarında sürünerek ve adamcağızı süründürerek geçmişti. Hâlâ canım yanıyor babamın o halini hatırladıkça. Ve bu yazı gitgide zorlaşıyor. O yüzden kapatıyorum konuyu.

Epey kitap okudum yokluğumda. "Yokluğunda buralar boş kaldı neler yaptın elifınt" diye sordunuz varsayıp cevap yazdım, nasıl? :) 

Burak'la (froggprince) yaptığımız podcast sayesinde düzenli kitap okumaya döndüm, şaka değil yıllar sonra. Hatta Youtube kanalıma arada okuma maratonları çekmeye başladım kendimi daha da gaza getirmek için. Üretmenin farklı bir fazındayım bu dönem galiba. Kendimi kendime başka şekillerde anlatma yolları buluyorum.

Okul tam gaz devam etti tabii ki buraya yazmadığım süre boyunca. Ve hafta sonu 93 sınav kâğıdı okuyarak uzun zaman sonra kendi çapımda yeni bir rekora imza attım galiba. Bugün de canım bebelerin Hazırlık Atlama Sınavı sonuçları telefonuma düşmeye başladı. Çok şükür çoğundan güzel haberler aldım şu ana kadar, birkaç kişiden ses yok, henüz uyuyorlardır diye düşünüyorum.

Ve yine bir YKS (nam-ı diğer üniversite sınavı) yaklaşırken, geçen yıl hem sınav haftasında hem de sonuç beklerken ailecek yaşadığımız stresi hatırlıyorum. Kalbim hızlanıyor hatırlayınca, nefesim daralıyor, o kadar gerçek hatırası bende. Oğluşumun ilk aşamadan çıktığında yüzünden sınavının nasıl geçtiğini anlamaya çalışmam, sınava geç kalıp kapıdan dönen çocukların kollarını annelerinin omzuna atıp onları teselli ettiği anlar, bekleyiş, bekleyiş, biraz daha bekleyiş, sonuç beklediğimiz sırada babamı bir kez daha yoğun bakıma kaldırmamız ve nihayetinde kaybetmemiz, cenazeden birkaç gün sonra oğlumun mutlu haberini almamız (hep istediği ve uğrunda çok çalıştığı ilk tercihi, Allahım çok şükür).... 

Oğlum birkaç gün önce on dokuz oldu ve bugün pratik final sınavına girdi; yarın da teorik sınav var, sonra hayırlısıyla yaz tatiline giriyor.🙏🏻🧿

Diyeceğim o ki, bilmiyormuşsunuz gibi, zaman akıyor ey ahali. Hem de ne biçim akıyor. Dur durak bilmeden, şu fanilerin ömrü geçip gidiyor ulen az yavaş gideyim yazık gariplere demeden, kafasına göre. Sevdiklerimizle geçen her anın, yapmaktan keyif aldığımız şeylerin, doğan ve batan güneşin, yediğimiz lokmanın içtiğimiz suyun tadını çıkaracaksak bi zahmet biz fark edip çıkaracağız. Zamandan bir fayda ya da kıyak yok maalesef hiçbirimize.

O yüzden yine çoğu yazımda olduğu gibi bitireyim mi? 

Üç günlük dünya, çok da şaapma. Hadi sağlıcakla.

🧚‍♂️

Yorumlar