Boşluğun İçinde Uyanışlar


Blue zen circle abstract modern calm design. Artistic background layout with empty space for message and text. Stok Fotoğraf - 88078831

Evdeyiz, malum. Başta bayram seyranla birleşmiş uzunca bir haftasonu tatili gibi gelen bu evde olma hali, kalmaya devam ettikçe kendine ait bir varlık olup çıktı sanki ve her varlık gibi kendini gerçekleştirme çabasında şu an. Ne yaptığımızdan ya da yapamadığımızdan, ne istediğimizden, bunalıp sıkılmamızdan, korku ve endişelerimizden bağımsız, sadece oluyor. 

Bir boşluk yaratıldı bizim için, farkına varabilirsek tabii. Her gün aslında neler yapıyorduk, neden yapıyorduk, gerçekten yapmamız gerekenler nelerdi, lüzumsuz koşturduğumuz yerler/işler var mıydı, ve en önemlisi, biz aslında ne yapmak istiyorduk, gözden geçirmek için kocaman, zorunlu bir fırsat. Görmek istersek.

Kendimi gözlemliyorum. Normalde en geç 6:30 olan uyanma saatim oğlumu okula gönderip işe gitme zorunluluğu ortadan kalkınca 8'e, 9'a çekilmeye başladı. 8-9 geç bir saat değil uyanmak için belki, ama benim oturttuğum, bana iyi gelen rutinden çıkış demek. En geç 8 itibariyle bilgisayarın, kağıt-kalemimin başına geçişlerim, şimdilerde 9:30-10:00 olmaya başladı. Önceden olsa bu değişimler için kızardım kendime, şimdi ise sadece gözlemliyorum ve bedenimde, zihnimde, ruhumda olup bitene yargısız bakmaya çalışıyorum. 

Her büyük olayda olduğu gibi, tüm dünyayla birlikte bizi de etkileyen, ırk-din-dil-coğrafya-cinsiyet tanımayan bu olayda da bünye her şeyiyle bir sarsıldı. Uyumlanmak için zamana ihtiyacı var. Ben de o zamanı tanıyıp, bunların farkına vardıkça da,  açılan boşluğun içinde kaybolmamak ve kontrolü gerektiği kadar tekrar elime almak için ufak adımlar atıp, acelesiz bekliyorum.

Boşluk, ona neresinden baktığınıza göre anlam değiştiren bir şey. Çok zaman var, nasıl doldurabilirim ki 24 saati evin içinde, yapabileceğim her şeyi yaptım, daha ne yapayım diye bakarsanız, büyüyor. İnanılır gibi değil, ama siz onu dolmaya zorladıkça, o daha da yer açıyor size, ve zaman geçmek bilmiyor.

Ama sırf zaman geçsin diye kendinize gerekli-gereksiz iş yaratıp debelenmektense biraz o boşluğun içinde çabasız kalmaya çalıştığınızda, isteseniz de istemesiniz de bir uyanış başlıyor. Hayatın zorunlu şekilde yavaşlamış olmasının getirdiği bir sükunet hali geliyor. Fark ediyor insan. Artık normal yaşantımızdan isteğimiz dışında çıkmış/çıkarılmış iş-güç-uğraş-buluşma-koşuşturmaların ne kadarının aslında gerçekten yapmak istediğimiz şeyler olduğunun, ne kadarınınsa asıl yapmak istediğimiz şeye engel olan gizli tuzaklar olduğunu fark edebiliyoruz. 

Dün o boşluğun içinde dolanırken, öğrencilerimin ruh halinin nasıl olduğunu merak ettiğimi fark ettim. Dönem sonunda onları bekleyen zor ve büyük bir sınav var (şu an için her şey gibi o da meçhulun içindeki yerini almış olsa da) ve bu çocuklar haftalarca dersten uzak kalma ihtimaliyle karşı karşıya. Başka dersleri bilemem, ama dil öğreniminde - belli bir seviyeye ulaşıp o dil sistemini hayatınıza entegre eder hale gelmemişseniz - üç hafta çok ciddi bir süre.

Ne yapabilirim diye düşünürken, üniversitelerin online sisteme geçeceği haberi geldi ve ben de en azından altyapı oluşup o sistem devreye girene kadar kendi öğrencilerimle online buluşmalar yapabilirim dedim. Sadece bugüne kadar işlediğimiz konuların tekrarını yapabilsek, arada konuşma dersleri yapsak, o bile hiç yoktan iyidir. Bu düşüncemi yazdığımda aldığım tepkiler o kadar hızlı ve güzeldi ki onların da daha şimdiden evde bunalmış olduğunu ve bazılarının tahmin ettiğim endişe döngüsüne çoktan kapılmış olduğunu fark ettim. Bugün başlayacağız, bakalım nasıl gidecek.

Ve dün akşam, çok sevdiğim bir yerden beni çok heyecanlandıran bir haber aldım. Ne olduğu şimdilik bende saklı, ama beni yeniden gün doğmadan yataktan kaldırıp bilgisayarın başına oturtabilecek güçte bir şey. Hali hazırda düzene oturttuğum ve yapmakta olduğum şeyi, daha da şevkle yapmamı sağlayacak diye umuyorum.

Herkese kendi boşluğunun içinde güzel uyanışlar diliyorum.

Yorumlar