Altı Üstü, Hepsi Hayat 🌀
Bu fotoğrafı yıllar önce ilk gördüğümde büyülenmiştim. Çok sonraları İzlanda'daki Kirkjufell Dağı olduğunu öğrendiğim bu güzelliğe günlerce açıp açıp bakmıştım, adını sanını bilmeden. O ilk gördüğüm andan itibaren bu fotoğraf, hayatımda hep aradığım, yıllar içinde biraz biraz ulaşmaya başladığım, bazen tepetaklak olsa da yavaş yavaş nasıl geri kazanacağımın yollarını öğrendiğim DENGEnin mükemmel bir temsili gibi oldu benim için. Artık kapatmış olsam da hesaplarım hâlâ varken sosyal medyada ve bu blogda ara ara paylaştığım bir görsel halini aldı yıllardır.
Ve bugün, babam öldükten 35, buraya son uğramamdansa tam 26 gün sonra, hatırlattı yine bana kendini. Zira buraya son yazdığımdan beri yine pek çok şey oldu ve ben kendimce işime gücüme yazıya çeviriye dönme planları yaparken, hayat kafasına göre takılmaya devam etti ve terazi yine şaştı, dengem alt üst oldu.
Alt üst. Fotoğraftaki dağ gibi. Hayat gibi. Şu meşhur -hatta orada burada zırt pırt kulanıla kullanıla laçka edilmiş- alıntıyı yazmayacağım buraya, ama anladınız siz onu.
Babamı kaybettikten iki hafta kadar sonra, oğlumun üniversite sınav tercihlerini yapıp aylar öncesinden planladığımız bir haftalık yaz tatiline gittik. Bir hafta dinleneceğim, kendimle ilgileneceğim, sadece bir hafta. Yanıma değil çeviriyi, defter-kalem bile almadım. Sadece iki kitap, birinden sıkılırsam diğerine geçerim diye.
Dinlenmek? Kendinle ilgilenmek? Tamam elifcim, oldu. Tatil neydi ki pardon?
Evdeki hesap çarşıya yine uymadı ve bu kez de eşimin altı yıl önce çok ciddi bir fıtık nedeniyle ameliyat olduğu beli yine harekete geçti. Hiçbirimiz bir şey anlamadık tatilden; hatta Ankara'ya geri dönebildiğimize şükreder hale geldik. Sonuç: yine zor ve riskli bir ameliyat, üç gün hastanede yatış ve nihayet dün eve dönüş.
Benim çocukluğumda/gençliğimde hediyelik eşya satan yerlerde duvara asılan, üstünde ünlülerin resimleri ya da özlü sözlerinin olduğu metal levhalar satılırdı. Bende de yanlış hatırlamıyorsam üzerinde bir yelkenli resmi olan, kahverengi-turuncu tonlarda boyanmış ufak bir tane vardı ve üzerindeki alıntı şuna benzer bir şeydi: "Hayat biz planlar yaparken olanlardır. John Lennon." Bu lafı cidden Lennon mı söylemiş, uyduruk metal levhayı yapan arkadaş mı öyle uygun görmüş, hiçbir fikrim yok, hiç de merak etmedim. Ama o zaman o küçük yaşımda (14? 15?) uzun uzun bakıp, tekrar tekrar okuyup anlamlandırmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Hayat biz planlar yaparken olup bitendir. Ne demek bu allasen?
Tam da sözcüklerin ilettiği şeyin tıpkısının aynısı demek. Altı da hayat, üstü de demek. Bir senin istediklerin, hayal ettiklerin, varmak için çaba gösterdiklerin var, bir istemesen de yapmak zorunda oldukların, bir de senin isteyip istememenden çok öte, hayatın senden bağımsız ve sana rağmen akışı var demek. Çok da şaapma demek. Yetişecek bir yer yok, hepimizin koşarak gittiği yer zaten aynı, o yüzden koşmaya gerek yok, yürü sakin sakin, hatta arada dur, otur, sana bahşedilmiş bir nefeslik rahat tek bir dakika varsa tadını çıkar, sonra o da olmayabilir demek.
Bugün yine kendimce ufak tefek plan program yapacağım; ölüm diye bir şeyin olduğunu ve bir anda "yok olabildiğimiz" bir düzende herhangi bir planın aslında pek önem teşkil etmediğini, sadece kafayı yemeden hayatımı idame ettirme kısmında o planlamanın günümü, anımı kurtaracağını bilerek. 1.5 aydır dokunamadığım çeviriyi nasıl yetiştiririm, bir yıldır günlük tutma harici neredeyse hiç iliş(e)mediğim yazıya nasıl geri dönerim, döne(bili)r miyim, yine dizlerden sinyal vermeye başlayan yorgun bedenime bakmaya, düzenli egzersize ve günlük rutinlerime nasıl yavaş yavaş geri dönerim vs.
Bu arada hâlâ üniversite sınavının yerleştirme sonuçlarını bekliyoruz. Sınav 21-22 Haziran'daydı, bugün 19 Ağustos ve gelecek hafta başından önce açıklanmaz deniyor. Çatlamadık henüz, ama üzereyiz.
İşte böyle. Sağlıcakla kalın sevgili blog dostları.
Ve çok da şaapmayın.
hobaaaa...birlikte bir kurşun mu döktürsek acep? çok geçmiş olsun elifim. murat'a da ilet lütfen geçmiş olsun dileklerimi. oğluşun üniversitesi belli olduğunda da mutlaka haber ver, heyecanla bekliyorum :)
YanıtlaSilBen de diyorum Elifınt'tan ses çıkmıyor, meğer çıkacak hali yokmuş sesinin. :((
YanıtlaSilÇok çok geçmişler olsun, acil şifalar dilerim, bir daha olmasın.
Toplak beyden keyifli haberler alacağız inşallah Elifciğim. :))
Merhaba Elifciğim..ben de ara ara buraya ve okur yazar keçiye uğruyorum, buradaki yokluğunu fark etmiştim ama blog dünyasından youtube dünyasına geçiş gibi gelmişti. Çok geçmiş olsun eşine, bir daha olmaz inşallah. Hayat öyle gerçekten, her an her şey olabiliyor..sınav sonuçları da iyi bekletti gerçekten, herhalde pazartesi öğreneceğiz. Sevgiler, Deniz Yıldızoğlu
YanıtlaSil