Kayıtlar

Oğuz Atay'a Mektup

Resim
"Demiryolu Hikayecileri Bir Rüya" adlı öyküsünün sonunda, "Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?" diye soran sevgili yazara cevabımdır. Bu mektubu yazmama vesile olan sevgili Behiye Malkoç'a ve Sanal Yazıevi'ne selam olsun. İşte buradayım sevgili yazarım. Kelimelerinle ruhumdaki hangi kör kuyuya bırakıverdiysen beni, orada. Üç kişinin yalnızlığında, bir kadının sessizliğinde, ölmek üzere olan bir Yahudi’nin hayata gülümsemesinde ve bir adamın sevişesi yokken sevgilisini unutmasında. Neden isim yok öykünde? Hepsi hepimize benzediği ve bir tanesi bile kimselere benzemediği için mi? Sucukların yağı donmuş mu olur acaba tren yolcularına satılmak üzere ekmeklerin arasında beklerken? Bu saçma şey geldi aklıma. Oradan da bir araba yolculuğuna uçtu zihnim. Çocuktum, arabayla Kuşadası, her yaz olduğu gibi. Yol üstünde bir lokantada mola. Döner ekmek. Tam ısıracağım, etlerin üstünde koca bir yeşil başlı (hayır ördek değil) sinek. Ölmüş herhalde ama belk

Dünya Çeviri Günü Söyleşisi

30 Eylül Dünya Çeviri Günü kapsamında Pandabiyat'la gerçekleştirdiğimiz söyleşinin bağlantısını buraya bırakıyorum. :) https://www.pandabiyat.com/post/dunya-ceviri-gunu-cevirmen-elif-dervis-ile-soylesi  

Run Elifınt Run

Resim
Akşam akşam nereden aklıma geldi de buraya girdim bilmiyorum. Bir yıl olmuş uğramayalı. Tepeden Einstein'ın yarı bıkkın yarı hüzünlü gözlerle bana baktığı son yazımı okudum; kullandığım başlık ve fotoğraf önce bir şey ifade etmedi, ama okudukça hatırladı zihnim. Geçen Eylül olan biteni, yazıyı yazarken aklımdan geçenleri, hissettiklerimi. Ve bir olaya uzun zaman sonra dönüp baktığımızda genelde olduğu gibi, her şeyi tamı tamına hatırlasam da sanki bir başkası yaşamış ve ben dışarıdan seyrediyormuşum hali geldi oturdu koltukta yanıma. Bloga yazmadığım bir yılda, pandemi nedeniyle kampüse -  oğlumun okul işleriyle ilgili uğramam gereken birkaç gün hariç - neredeyse hiç gidemedim. Ne güz öğrencilerimle yüz yüze tanıştım, ne bahar. Hepsi küçük kara kutuların içine sıkışmış genç, güzel, temiz yüzler olarak girdi hayatıma. Bahar dönemi bittiğinde oğlum da ortaokulu bitirip liseli oldu.  Boyu, sesi, benim zekâmı ve bilgimi gitgide daha da aşan konuşmaları... Acayip işler. Kucağında oradan

Kulağımıza Fısıldananlar

Resim
Buraya en son kafamın karışık olduğu bir dönemde yazmışım. Algıda seçicilik diye bir şey vardır hani; dikkatimizin çevredeki uyaranlardan belli birine yönelmesi, belki de içimizde olup bitenin yansımalarını dışımızda olup bitende görmeye başlamak. O son yazıda da, algım onca tatsız şeyin, "bugün Covid'den şu kadar kişi hayatını kaybetti" haberlerinin içinden intihar eden, hiç tanımadığım genç bir kadına yönelmiş. Şimdi dönüp bakıyorum da, sanırım tek sorguladığım insanın neden kendi eliyle ölüme gitmeyi seçebildiği değilmiş. Hayatta neyin gerçekten önemli, nelerin fuzuli olduğunu, kimlerin gerçekten yanımda, kimlerin belli koşullarla benimle olduğunu sorguladığım günlere bir kapı aralanmış, o zaman fark edememişim. Belki de hayatım boyunca bu ayrıma varmam gereken irili ufaklı çok kapıdan geçtiğim için bünye yorulmuş artık, görmek, bilmek, anlamak istememiş ve bahaneler uydurmuş. Bilemiyorum.  O sıralar sabahları sebepsiz görünen çarpıntılarla uyanıyordum. İnsanın nefesi